Last updated: 2008-02-27

Archaeological Research Project of Paphlagonia


The first field campaign of the Archaeological Research Project of Paphlagonia was conducted in 2005 by a team from Dokuz Eylül University, İzmir, led by Ergün Laflı. Remains of Iron Age, Roman and Early Byzantine date were recorded. The following reports on the 2005 and 2006 seasons were kindly provided by Dr Laflı.

In the Roman and Byzantine periods Paphlagonia was an area on the north-central Black Sea coast of Anatolia, situated between Bithynia and Pontus, and separated from Galatia by the eastern prolongation of the Bithynian Olympus. Culturally, it was a contact zone between Greeks in the Black Sea area and the indigenous population of the Central Anatolian plateau. The Hellenistic and Roman remains of this region are little known, compared with those of other areas along the Black Sea.

2006

In 2006 the material from the survey of Asar Tepe (sometimes identified as Cimistene; Strabo 12.3.41), above Deresamail village, was examined in detail. The survey covered four general areas along the mountain ridge: the acropolis, Necropolis 1, Necropolis 2 and the cistern. Most material was collected from the acropolis. Although most of the pottery seems to have been locally produced, there are a few imports present. The amount of pottery proves the importance of the site, already known from architectural, sculptural and epigraphic finds. The site clearly shows occupation over a long period.

Most of the assemblages contain pottery covering several centuries, although some are more homogeneous, including groups with mostly Hellenistic or mostly Late Roman-Early Byzantine sherds. The mixture of fine and coarse ware sherds and the presence of glass, tiles and pipes prove settlement and infrastructure. There are few imported wares although there are some Red Slip Wares that presumably come from coastal sites (or were perhaps local imitations). The pottery from the robber trench on the northern slope of the acropolis is, seemingly, Iron Age grey ware. More research is needed on these wares, which could be "Phrygian", and also it would be useful to identify the stand-out sherds of red and dark brown painted plates and the moulded relief wares.

The site was significant particularly from the Hellenistic to Late Roman period, although the presence of Early Byzantine and even some later sherds shows that it continued to be occupied. Only a couple of glazed sherds were found and these do not necessarily prove continuous occupation into the Late Byzantine period but perhaps indicate reoccupation in this later stage.

See also Hadrianoupolis.

2005

The campaign in 2005 focused on Hadrianoupolis, which is located 3 km west of the modern town of Eskipazar, near Karabük. In 2006 we plan to begin excavations at the site and the excavation permit has already been issued. Hadrianoupolis is on the principal western route from the Central Anatolian Plain through the mountains to Bartın and the Black Sea. It was a small but important site, controlling this major route and dominating a rich agricultural, especially vinicultural, enclave. (For the 2006 season, see Hadrianoupolis.)

In 2003 the local Archaeological Museum of Ereğli began a small-scale salvage excavation of the newly discovered main church of Hadrianoupolis, known as "Early Byzantine Church B", situated in the centre of the ancient city. Only the floor and foundation levels are preserved. The church was erected probably around the early 6th century AD and may have still been in use as late as the 7th century. Its plan and decoration show similarities with the church at Çiftlik, near Sinope, that was excavated in the 1990s by the British Institute of Archaeology at Ankara. The most important discoveries at Church B were undoubtedly the floor mosaics, which show personifications of four Biblical rivers: Euphrates (Fig. 1), Tigris, Phison and Geon. Animals, floral and geometric designs, and an extensive inscription are also represented (Fig. 2).

Fig. 1: Detail of the floor mosaic showing the personification of the Euphrates River
Fig. 1: Detail of the floor mosaic showing the personification of the Euphrates River (Early Byzantine Church B at Paphlagonian Hadrianoupolis)

Fig. 2: Floor mosaic (inscription)   Fig. 2: Floor mosaic
Fig. 2: Floor mosaics, including inscription (Early Byzantine Church B at Hadrianoupolis)


In the north-west corner of the site the foundations and architectural elements of two additional Early Byzantine buildings were encountered. These structures were also churches or ecclesiastical buildings and are identified as Church A and Church C. In Church A an illegally excavated trench revealed another mosaic floor with simple geometric design. The three churches and the unusual and significant mosaics show that Hadrianoupolis was an important Early Byzantine city.

In a second survey area, a hilltop site near Hadrianoupolis called Kimistene, some painted Phrygian pottery was collected on the lower part of the acropolis. Furthermore, Phrygian gray ware was found in the temenos of a Roman temple (Figs 3 and 4) discovered on the acropolis. Archaeologically the Phrygian heritage in the area is very strong and it is likely that Phrygian elements in southern Paphlagonia were concentrated on mountains. No Phrygian architecture or other archaeological evidence for the existence of Phrygians was, however, discovered in Kimistene, except pottery. 
Fig. 3: Temenos of a Roman templeFig. 3: Temenos of a Roman temple at Kimistene near Paphlagonian Hadrianoupolis. View from the south

Fig. 4: An architectural block of the Roman templeFig. 4: An architectural block of the Roman temple at Kimistene near Paphlagonian Hadrianoupolis

In our first field campaign, we reached the conclusion that Paphlagonian Hadrianoupolis and its environs were serving as hinterland vinicultural areas in Classical antiquity and the Early Byzantine period, submitting their products to Paphlagonian coastal cities such as Heracleia Pontica, Sinope and Amastris, from whence they were traded abroad.

Website

The project's website is at www.paphlagonia.com

Paphlagonia Arkeolojik Araştırma Projesi

Paphlagonia Arkeolojik Araştırma Projesi’nin ilk alan çalışması 2005 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Ergun Laflı’nın başkanlık ettiği bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir. Alanda Demir Çağı, Roma ve Erken Bizans dönemlerine tarihlenen kalıntılar mevcuttur. Aşağıdaki rapor Dr. Ergun Laflı tarafından sağlanmıştır.

Paphlagonia, Roma ve Bizans dönemlerinde, Anadolu’nun kuzeyinde, Orta Karadeniz’in sahil kesiminde, Bithynia ile Pontus arasında yer alıyor ve Galatia ile arasındaki sınırı da Bithynia Olympus’u oluşturuyordu. Burası kültürel olarak, Karadeniz’deki Yunanlarla Orta Anadolu’nun yerli halkları arasında bir karşılaşma alanıydı. Bölgedeki Helenistik ve Roma dönemlerine ait kalıntılar, Karadeniz’in diğer kesimlerindekilere oranla çok az bilinmektedir.

2006

2006 sezonunda, Deresemail Köyü yukarısındaki Asar Tepe (bazı yerlerde Kimistene olarak da geçebilmektedir; Strabo 12.3.41)  yüzey araştırmasından elde edilen malzeme ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yüzey araştırması kapsamında, dağın sırtı boyunca yer alan dört bölgede çalışılmıştır: akropol, Nekropol 1, Nekropol 2 ve sarnıç. Malzemelerin büyük bir kısmı akropolden toplanmıştır. Keramiklerin çoğunun bölgede üretildiği görülse de, az miktarda ithal olanlar da bulunmaktadır. Keramiklerin fazlalığı, mimari parçalar, heykeller ve kitabeler sayesinde zaten bilinen yerleşimin önemini bir kez daha vurgulanmakta; ve yerleşimin uzun bir zaman boyunca iskan edildiği anlaşılmaktadır.

Bulunan keramikler genellikle yüzyıllara dağılmaktadır; ancak bazı grupların daha homojen olduğu ve çoğunlukla Helenistik veya çoğunlukla Geç Roma-Erken Bizans keramikleri içerdiği görülmektedir. İnce ve kaba eşya parçaları ile cam, kiremit ve boru kırıkları da yerleşimin ve altyapının varlığını kanıtlar niteliktedir. İthal mal az olmakla birlikte, muhtemelen kıyı yerleşimlerinden gelen (veya yerel taklitler olan) kırmızı açkılı mallar da görülmektedir. Akropolün kuzey yamacındaki, kaçak olarak kazılan açmadan elde edilen keramikler, büyük ihtimalle, Demir Çağına ait gri mallardır. “Frigya” kökenli olmaları da mümkün olan bu keramikler üzerinde daha fazla inceleme yapılması; ve ayrıca kırmızı ve koyu kahverengiye boyanmış tabaklar ile kalıpla kabartma yapılmış keramiklerin de tanımlanması gerekmektedir.

Yerleşim, Helenistik Dönemden Geç Roma Dönemine kadar önemini korumuştur; ancak Erken Bizans ve hatta daha sonraki dönemlere ait keramik parçaları, bölgenin bundan sonra da iskan edildiğini kanıtlamaktadır. Bulunan az sayıdaki sırlı parça, bölgenin Geç Bizans Dönemine kadar sürekli iskan edildiğini kanıtlamakta yetersiz kalsa da, sonraki dönemde yeniden yerleşim olduğuna işaret ediyor olabilir.

Bakınız Hadrianoupolis.

2005

2005 çalışmaları, Karabük yakınlarında yer alan Eskipazar’ın 3 km batısındaki Hadrianoupolis kentinde yoğunlaşmıştır. 2006’da burada kazılara başlanması planlanmaktadır ve kazı izinleri de alınmıştır. Hadrianoupolis, Orta Anadolu Ovası’ndan dağ sıraları boyunca Bartın’a ve Karadeniz’e ulaşan ana batı güzergahının üzerinde yer almaktadır. Burası küçük fakat önemli bir yerleşimdir; çünkü bu önemli yolu denetlemekte ve tarım -özellikle de bağcılık- konusunda hakim bir noktada yer almaktadır.

Ereğli Arkeoloji Müzesi, 2003’te, antik kentin merkezinde yer alan ve yeni ortaya çıkarılarak “Erken Bizans Kilisesi B” olarak adlandırılan Hadrianoupolis’in ana kilisesinde küçük çaplı bir kurtarma kazısına başlamıştır. Kilisenin sadece döşemeleri ve temelleri korunabilmiştir.  Yapı muhtemelen MS 6. yüzyılın başlarında inşa edilmiş ve 7. yüzyıla kadar da kullanılmıştır. Planı ve süslemeleri, Sinope yakınındaki Çiftlik köyünde yer alan ve 1990’larda Ankara’daki İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazısı yapılan kiliseyle benzerlikler taşımaktadır. B Kilisesi’ne ait en önemli keşif hiç şüphesiz, İncil’e göre cennette yer alan dört nehri tasvir eden döşeme mozaikleridir; bunlar Fırat (Şekil 1), Dicle, Phison ve Geon’dur. Mozaiklerde ayrıca hayvanlar, floral ve geometrik desenler ve yoğun olarak yazıtlar bulunmaktadır (Şekil 2).

Şekil 1: Fırat Nehri’ni kişileştirilmiş olarak tasvir eden döşeme mozaiğinden detay
Şekil 1: Fırat Nehri’ni kişileştirilmiş olarak tasvir eden döşeme mozaiğinden detay (Paphlagonia Hadrianoupolis’inde yer alan Erken Bizans Kilisesi B’den)


Şekil 2    Şekil 2
Şekil 2: Yazıtlar da içeren döşeme mozaikleri (Paphlagonia Hadrianoupolis’inde yer alan Erken Bizans Kilisesi B’den)

Yerleşimin kuzeybatı ucunda, Erken Bizans Dönemine ait iki farklı yapıya daha ait temeller ve mimari parçalara rastlanmıştır. Bu yapıların da kilise ya da kiliseyle ilişkili binalar oldukları düşünülmüş ve Kilise A ile Kilise C olarak adlandırılmışlardır. Kilise A’da yasadışı olarak yapılmış bir kazıda, benzer geometrik desenlere sahip bir mozaik döşeme daha ortaya çıkmıştır. Bu üç kilise ve alışılmadık tipteki değerli mozaikler, Hadrianoupolis’in önemli bir Erken Bizans kenti olduğunu göstermektedir.

Hadrianoupolis yakınında Kimistene olarak adlandırılan tepede yapılan yüzey araştırmasında da, akropolün aşağı kısımlarında boyalı Frig keramikleri toplanmıştır. Ayrıca, akropolde tespit edilen bir Roma tapınağının temenosunda da Frig gri keramikleri bulunmuştur (Şekil 3 ve 4). Arkeolojik açıdan bu bölgede Frig mirası oldukça kuvvetlidir ve güney Paphlagonia’daki Frig parçalarının dağlık kesimlerde yoğunlaştığı düşünülebilir. Ancak Friglerin Kimistene’de yerleştiğine dair, keramikler dışında hiçbir mimari ya da arkeolojik kanıta rastlanmamıştır.

Kimistene’de yer alan Roma tapınağının temenosu
Şekil 3: Paphlagonia Hadrianoupolis’i yakınındaki Kimistene’de yer alan Roma tapınağının
temenosu; güneyden görünüş

Kimistene’de yer alan Roma tapınağına ait bir mimari taş bloğu
Şekil 4: Paphlagonia Hadrianoupolis’i yakınındaki Kimistene’de yer alan Roma tapınağına ait bir mimari taş bloğu


İlk alan çalışmamızda, Paphlagonia Hadrianoupolis’i ile çevresinin, Klasik Antikite ile Erken Bizans dönemlerinde, merkezin uzağında bağcılık yapılan yerleşimler olduğu, ürünlerini Paphlagonia’nın kıyı şehirleri olan Heracleia Pontica, Sinope ve Amastris’e gönderdikleri ve buralardan da diğer yerlere taşındığı sonucuna ulaştık.

İnternet sitesi

Kazı internet sitesi www.paphlagonia.com adresinde yer almaktadır.