Last updated: 2009-09-03

Güvercinkayası (Aksaray)

The Chalcolithic site of Güvercinkayası overlooks the Mamasun Dam east of Aksaray, at the confluence of the Melendiz River and Karasu. Excavations under the direction of Sevil Gülçur of Istanbul University, in conjunction with Karlsruhe University, began in 1995.

The central mound is surrounded by terraces on which are radially arranged subrectangular rooms with drystone walls and mud plaster floors. Central hearths and corner ovens are standard. The outer wall of the radial arrangement is heavier and access to the centre is by two narrow passageways. Another row of houses in the central area had doors originally opening onto a gravel-paved road but they were later blocked. Monochrome burnished pottery can be compared to that of Kösk Höyük Early Chalcolithic, while a lighter coarse ware with scraped surface can be compared to the "coba bowl" tradition.

2008

This year excavation took place in several areas of the site. On the southwest side the deposits had been damaged by water from the dam, but it was possible to expand the exposed area of the inner citadel. The houses were built on terraces and set into the fortifications. There had been much rebuilding here, and much burning. Each one-room house contained a hearth.

On the north slope the mud brick fortification wall with glacis was investigated but it was also damaged by water from the dam. The round tower excavated in 2006 had later been used as a dump and produced many finds, including many pieces of worked antler. At the west end of the site a curved structure was perhaps a second tower or bastion dating to the first phase at the site. The rubble wall is preserved to over 1 m high.

In area 8F reoccupation on top of the burnt buildings was recognized for the first time. This year also produced the first burial from the site, a child in a pot.

2007

In 2007 excavations were undertaken in areas H14, H16 and 8F. In H14 and H16 there seems to have been workshop activity, with a number of ovens, storage areas and a bench revealed. The buildings, of the standard type for this site, showed at least four phases of use, and in this area they are arranged with their backs to rising bedrock and one side against the outer wall of the settlement. Documentation of the bedrock found cuttings, perhaps postholes. The small finds include a leg bone and claws from a lion, proving that lions inhabited Anatolia at this time.

2006

Excavations at the site continued in 2006. Five phases (A - E) have now been identified, with E showing a change in culture.

The houses of the oldest level contain rectangular clay storage boxes, next to which were found deer, boar, snake and dog bones. In Room 14 three grinding pedestals were found next to a wall. They were one on top of the other, and so were rebuilt each time the floor was raised, just like the ovens found previously. They indicate long-term use of the house.

A storage area (silo) was found in the western part of the citadel. It was full of organic material, pot sherds and animal bones, including deer horns and heads. An obsidian eye like those used for pottery animals at Köşk Höyük was also found. More such obsidian items were found in the southern part of the citadel. Radiocarbon dates for the site (5200-4750 BC) indicate all levels are contemporary with Köşk Höyük Level 1 and Mersin XVI.

The houses of the last phase contain different pottery, which seems to relate to eastern Anatolian (perhaps Ubaid?) styles. Eastern Anatolian connections are also obvious in some finds from Phase D, including a stamp made from a black stone that is not local. It has a design that resembles the tree of life.

Other projects undertaken this year included an experimental archaeology project to build a house like those excavated, with the roof constructed to fit the timber impressions found. An ethnoarchaeological project was conducted, and in the Aksaray Museum the displays were updated. Panels were also made for the open air museum at the site.

2005

Study has shown that the settlement became increasingly congested over time, as roads and alleys were blocked. In a later phase the houses became larger, when a separate area for storage, with a silo and grinding platform, was added at the rear. During rebuilding the ovens are not destroyed but raised to a higher level and in one building unfired pottery fragments were found. Two structures with a special purpose were a tower that contained a variety of animal horns, including deer antlers, in ash layers, and a double-walled silo of rubble that appears to have been protected by a defensive wall. Small finds included a figurine with a hole to insert a separate head, perhaps of a different material. Study of the animal bones indicates much consumption of meat.

A sloping area paved with rubble connected the upper citadel and the lower levels of the site, which was surrounded by a mud brick enclosure wall with stone foundations. This was exposed over 25 m and may show Ubaid influence in its construction technique (Ubaid stamps have been found at the site). Radiocarbon analysis dates the site to 5200-4750 BC.

2004

The final excavation season in 2004 investigated an area to the south-west of the previous areas. A Middle Chalcolithic mud brick enclosure wall was revealed, with just south of it a stone wall with tower. A room with stone walls laid in herringbone pattern contained silos. Burnt posts were found in situ in postholes in bedrock and have been sampled for dendrochronology. Pyramidal potstands were used to support vessels. The walls in this area were all burnt at the top (the floors were not reached).

Website

The excavation website is at
http://guvercinkayasi.com/

Güvercinkayası (Aksaray)

Güvercinkayası’ndaki Kalkolitik yerleşim, Aksaray’ın doğusunda, Melendiz Irmağı ile Karasu’yun birleşim noktasındaki Mamasun Barajı’na hâkim konumdadır. İstanbul Üniversitesi’nden Sevil Gülçur başkanlığında Karlsruhe Üniversitesi ile ortak yürütülen kazı çalışmalarına 1995’ten beri devam edilmektedir.

Yerleşimin merkezini oluşturan höyüğün çevresindeki teraslarda, içiçe daireler biçimde düzenlenmiş ve harçsız örülmüş duvarlar ile çamur sıvalı zeminlere sahip yuvarlak köşeli dikdörtgen-planlı odalar bulunmaktadır. Merkezi konumda ocaklar ve köşelerde fırınlar standart donanımdır. İçiçe dairesel düzenlemenin dış duvarı daha kalın olup, orta kısma ulaşım iki dar geçitle sağlanmaktadır. Orta kısımda yer alan diğer bir sıra evin özgün düzenlemede çakıl kaplı bir yola açılan kapıları, daha sonra kapatılmıştır. Tek-renk açkılı keramikler Köşk Höyük’te bulunan Erken Kalkolitik Dönem malzemesi ile karşılaştırılabilir; daha açık renkli ve kaba, yüzeyi kazınmış başka bir tip keramiği ise coba bowl geleneği ile karşılaştırmak mümkündür.

2007

2007 yılında H14, H16 ve 8F alanlarında kazı yapılmıştır. H14 ve H16’da bulunan birkaç fırın, depolama alanları ve tezgâh, işliklerde üretim etkinliği yapıldığını göstermektedir. Bu sit için standart tipte olan yapılarda en az dört kullanım evresi izlenmekte olup, bu alandaki yapılar sırtları yükselen anakayaya dönük ve bir kenarları yerleşim dış çevre duvarına dayalı olarak konumlandırılmıştır. Anakayada yapılan belgeleme amaçlı incelemelerde, dikmeleri yerleştirmek için açıldığı düşünülen oyuklara rastlanmıştır. Küçük buluntular arasındaki bir aslana ait bacak kemiği ve pençeler, bu dönemde Anadolu’da hala aslanların yaşadığını göstermektedir.

2006

2006’da sitte kazılara devam edilmiştir. Şimdiye dek beş evre (A - E) tanımlanmış olup, E evresi kültürde bir değişikliğe işaret etmektedir.

En eski tabakada yer alan konutlarda dikdörtgen biçiminde kil saklama kutuları ve çevresinde geyik, yabandomuzu, yılan ve köpek kemikleri bulunmuştur. Oda 14’te bir duvarın yanında üç öğütme tabanına rastlanmıştır. Bunların birbirinin üzerine yerleştirilmesi, daha önce bulunan fırınlarda olduğu gibi taban seviyesinin her yükselişinde yeniden yapıldıklarına işaret etmektedir. Bu buluntular evin uzun bir süre kullanıldığını göstermektedir.

Kalenin batı bölümünde bulunan bir depolama alanının (silo), organik malzeme, küp parçaları ve aralarında geyik boynuzları ve kafatasları bulunan hayvan kemikleri ile dolu olduğu izlenmiştir. Ayrıca Köşk Höyük’te bulunan pişmiş toprak hayvanlarda kullanılanlarla benzerlik gösteren obsidyen bir göze rastlanmıştır. Kalenin güney bölümünde benzer başka obsidyen objeler bulunmuştur. Sit için belirlenen radyokarbon tarihleri (M.Ö. 5.200 - 4.750), tüm tabakaların Köşk Höyük Tabaka 1 ve Mersin XVI ile aynı döneme ait olduğunu göstermiştir.

Son evreye ait konutlarda, Doğu Anadolu (belki de Ubaid?) üslupları ile ilişkilendirilebilecek farklı bir keramik türüne rastlanmıştır. Evre D’de ortaya çıkarılan bazı buluntularda, örneğin yerel nitelik taşımayan siyah bir taştan yapılmış bir mühürde, Doğu Anadolu ile ilişkiler açıkça izlenmektedir. Bu obje üzerindeki desen bir hayat ağacına benzemektedir.

Bu yıl gerçekleştiren diğer çalışmalar arasında, çatısı bulunan ahşap izlerine uygun olarak yapılacak, kazı çalışmaları ile ortaya çıkarılanlara benzer bir konut inşasına odaklanan deneysel bir arkeoloji projesi de yer almaktadır. Ayrıca bir etno-arkeoloji projesi gerçekleştirilmiş ve Aksaray Müzesi’nde sergilenen malzeme yenilenmiştir. Ayrıca sitteki açık hava müzesi için levhalar hazırlanmıştır.

2005

Araştırmalar yerleşimin zamanla dolduğunu ve yoğunlaştığını, yol ve geçitlerin tıkandığını göstermektedir. Daha geç bir evrede evler, arka taraflarına eklenen ve silo ile öğütme platformu içeren ayrı bir depolama mekanı ile genişletilmiştir. Bu yeniden inşa sürecinde fırınlar ortadan kaldırılmamış ancak seviyeleri yükseltilmiştir; bir yapıda pişmemiş keramik parçalarına rastlanmıştır. Özel işleve sahip iki yapı, içinde dallı geyik boynuzları dahil çeşitli hayvan boynuzları bulunan ve kül tabakalarına rastlanan bir kule ile tahkim edildiği anlaşılan moloz taş çift duvarlı bir silodur. Küçük buluntular arasında belki de farklı bir malzemeden yapılmış ayrı bir başın takılması için bir deliği bulunan bir figürin sayılabilir. Hayvan kemikleri üzerindeki incelemeler, büyük miktarda et tüketildiğini göstermektedir.

Moloz taş kaplı eğimli bir alan, yukarıdaki kale ile yerleşimin taş temeller üzerine kerpiç ile inşa edilmiş bir duvarla çevrili olan aşağı seviyelerini birbirine bağlamaktadır. 25 metrelik bir bölümü açığa çıkarılmış olan bu alanın, yapım tekniği bakımından Ubaid etkisi gösterdiği söylenebilir (yerleşimde Ubaid mühürleri bulunmuştur). Radyokarbon analizleri yerleşimi M.Ö. 5.200-4.750’ye tarihlendirmektedir.

2004

2004 yılında gerçekleştirilen son kazı çalışmasında, daha önce araştırılan alanların güneybatısında kalan kısım incelenmiştir. Burada Orta Kalkolitik Döneme ait ve hemen güneyinde kulesi bulunan taş bir duvarın yer aldığı bir yapı adasına ait kerpiç dış çeper duvarı ortaya çıkarılmıştır. Taş duvarları balıksırtı biçiminde örülmüş bir oda silo olarak kullanılmıştır. Anakayaya oyulmuş dikme yuvaları içinde yanmış ahşap dikmelere ait parçalar bulunmuş ve dendrokronolojik analiz için örneklenmiştir. Piramit biçiminde ayaklar, küpleri desteklemekte kullanılmıştır. Bu alanda ortaya çıkarılan duvarların tamamının üst kısımları (kat döşemelerini tamamen ortadan kaldıracak biçimde) yanmıştır.

İnternet sitesi

Kazı internet sitesi aşağıdaki adreste yer almaktadır:
http://guvercinkayasi.com/