Last updated: 2007-03-05
Granicus River Valley Survey Project (Canakkale)
The Granicus River Project was begun by C. Brian Rose (University of Pennsylvania) and Reyhan Körpe (Çanakkale Onsekiz Mart University) in 2004 to record and map the tumuli in the Biga River Valley.2005
In 2005 the Granicus Project covered a broader area than in 2004, reaching as far as Gönen, near ancient Zeleia. Twenty-two sites were surveyed, mostly in the areas of the Granicus (Kocabaş) and Aisepos (Gönen) rivers and their tributaries. Five new tumuli were discovered and mapped. Damage to and looting of the tumuli remain at a very high level. Sixteen settlement sites were identified, the most important being Ruzgarlıtepe 1 and 2, Priapos, Karatepe, Zeleia and Bostancı. At a few sites, such as Tavuktepe and Bahçeli, both settlements and tumuli appear, but settlements were usually at least a kilometre from the tumuli.Several sherds of Troy VI and VII date and a few Geometric ones were identified but most of the sherds found date to the Persian period (late 6th to early 4th centuries BC) when the aristocracy from Daskyleion had estates in the area. The site at Sarköy has traditionally been identified as Zeleia but Bostancı Höyük/Tepe, situated above the Aisepos river in the same vicinity, is much larger and has remains of terraces as well as significant amounts of surface pottery, much of it Classical in date. It may be the real Zeleia.
All of the tumuli appear to date to the Persian period, and were increasingly elaborate. Kızöldün, Dedetepe and Can were all made of Proconnesian marble from the island of Marmara, and the Polyxena sarcophagus, dated ca 500 BC, appears to be the earliest evidence for marble quarrying and sculptural activity on the island.
After the battle of Granicus in 334 BC the estates broke up, and the residents moved to the newly founded cities on the coast. Hellenistic pottery was found only at Priapos, Zeleia and Tavuktepe, and Roman only at Priapos, Gavarcı Tepe and Yıldıztabya Tepe. At Priapos a 5th century AD cemetery was revealed by recent roadwork. Most of the tumulus robberies probably occurred during the Hellenistic/Roman period.
The citadel of Karabiga was built in the middle Byzantine period (ca 10th century), when the area was part of the Nikaian empire, but there is little evidence of late Byzantine activity in the area. Only a few sites (Dedetepe, Priapos, Ruzgarlıtepe and Tavuktepe) yielded early Ottoman pottery.
Radar and/or magnetometry were carried out at eight different sites during the course of the project. At Ruzgarlıtepe 1 and 2, near Çeşmealti, results indicate the existence of a large complex of structures dating from the 6th to early 4th centuries BC. At Kızöldün tumulus, where two marble sarcophagi (the Polyxena sarcophagus and that of an 8-year-old girl, buried ca 450 BC) were found last year, the krepis wall showed up clearly on the radargram. At Priapos three substantial terrace walls were found on the eastern side of the citadel, some approximately 200 m long. Judging by the size of the foundations in the magnetogram, this was a residential area with a series of adjacent fortified districts.
Geological investigations into the course of the Granicus River and the surrounding landscape at the time of the battle of Granicus have already suggested that the earlier reconstructions of the course of the river at the time of Alexander must be wrong, and we should probably change the previously accepted location of the battle.
Only three inscriptions were discovered this year. The first is a marble milestone with two Latin inscriptions, the earlier from the reign of Valerian (253-260 AD), found in a farmhouse in Gümüşçay. The other two are marble gravestones of the 1st or early 2nd century AD and 3rd century AD respectively.
2004
For the first time the tumuli have been mapped and in 2004 a topographic plan was prepared to identify plundered and intact tombs. Diachronic analysis of the literature from the Bronze Age to the modern period produced many references to settlements but none were found, only tombs. The tumuli were built on high ridges near water and this made the tombs easy prey for looters. Many were plundered as recently as ten years ago.From the 7th to the mid 6th century BC the area consisted of large estates with burial tumuli. Then the population flocked to the cities in the Classical period and did not return to the countryside until Late Roman. No pottery between Late Classical and Late Roman was found and no cities were identified in this area. The Late Archaic and Classical aristocracy were associated with Daskyleion.
One tumulus produced a Late Archaic/Early Classical sarcophagus that is the earliest stone sarcophagus with figural decoration in Asia Minor. It was covered with terracotta tiles; there was no tomb chamber. Two wheels and a yoke and harness for the cart that brought the sarcophagus to the mound were also found. The reliefs show the murder of Polyxena by Neoptolomus, the son of Achilles. The body is held by soldiers and the Trojan women mourn. Hecuba squats beneath a tree, her age shown by incised lines at the eyes, which is unusual for Late Archaic reliefs. You would expect this to be a woman's tomb but the body inside is a 40-year-old man. A later sarcophagus next to it contained the body of a child 8 or 9 years old. This had not been interfered with by looters and the body held a silver ladle and phiale as if ready for a banquet. Eight gold earrings and two necklaces were found with the body, the earrings showing signs of wear so they would have been heirlooms.
Dedetepe has a 65 m diameter tumulus that was looted in 1999. The pottery dates to 480-460 BC. Fragments of burned wood had been left at the door as part of the ceremony to burn the coffin. Inside were two brightly painted klinai and sarcophagi, probably of Proconnesian marble. Wooden tables stood in front of the klinai as if for a symposium, in a style dated to the first quarter of the 5th century based on Persian reliefs. There were also ivory fragments of musical instruments, again suggesting a symposium.
Granikos (Biga) Çayı Vadisi Yüzey Araştırması (Çanakkale)
Granikos (Biga) Çayı Projesi, Biga Çayı Vadisi’ndeki tümülüsleri belirlemek ve belgelemek üzere, 2004 yılında, C. Brian Rose (Pennsylvania Üniversitesi) ve Reyhan Körpe (Çanakkale 18 Mart Üniversitesi) başlatılmıştır.2005
Granikos Projesi 2005’te, 2004’ten daha geniş bir alanı kapsayarak antik Zeleia kenti yakınındaki Gönen’e kadar uzanmıştır. Çoğu Granikos (Kocabaş) ve Aisepos (Gönen) nehirleri ile bunların kollarının yakınında yer alan yirmi iki yerleşim taranmıştır. Beş yeni tümülüs tespit edilerek yerleri haritaya işlenmiştir. Tümülüslere zarar verme ve yağmalama sorunu hala ciddi boyutlardadır. On altı yerleşim yeri tespit edilmiştir; bunların en önemlileri Rüzgarlıtepe 1 ve 2, Priapos, Karatepe, Zeleia ve Bostancı’dır. Tavuktepe ve Bahçeli gibi birkaç yerleşimde, hem yerleşim yeri hem de Tümülüs bulunmaktadır; ancak bunların birbirinden en az bir kilometre uzaklıkta yer aldıkları görülmüştür.Troy VI ve VII’ye ve Geometrik Döneme tarihlenen keramik parçaları tespit edilse de, bulunan parçaların çoğu, Daskyleion’lu aristokrat ailelerin bölgede arazilerinin bulunduğu Pers Dönemine (MÖ 6. yüzyıl sonundan 4. yüzyıl başına kadar) aittir. Şarköy’deki yerleşim daha önce Zeleia olarak teşhis edilmiştir. Ancak aynı bölgedeki Aisepos Nehri üzerinde yer alan Bostancı Höyük/Tepe yerleşimi çok daha büyüktür; burada hem çeşitli teraslar hem de çoğu Klasik Döneme ait olan çok miktarda yüzey keramiği vardır ve gerçek Zeleia kenti burası olabilir.
Tümülüslerin hepsinin Pers Dönemine ait olduğu sanılmaktadır; bunlar gittikçe daha özenli olarak yapılmışlardır. Kızöldün, Dedetepe ve Can’daki tümülüsler Marmara Adası’ndan getirilen mermerdendir; MÖ 500’e tarihlenen Polyxena lahti ise adada mermer çıkarmaya ve yontuculuğa dair en erken kanıt gibi gözükmektedir.
MÖ 334’teki Granikos Savaşı’ndan sonra araziler parçalanmış ve buranın sakinleri kıyı kesiminde yeni kurulan kentlere taşınmıştır. Helenistik Döneme ait keramiklere sadece Priapos, Zeleia ve Tavuktepe’de, Roma Dönemine ise sadece Priapos, Gavarcı Tepe ve Yıldıztabya Tepe’de rastlanmıştır. Priapos’taki MS 5. yüzyıla ait mezarlık ise yakın dönemdeki yol çalışmaları sırasında ortaya çıkmıştır. Tümülüslerin çoğunun Helenistik/Roma dönemlerinde soyulduğu düşünülebilir.
Karabiga’daki kale Orta Bizans Döneminde (yaklaşık 10. yüzyılda), bölge kısmen Nikaia İmparatorluğu’nun hakimiyetinde olduğu zaman inşa edilmiştir; ancak bölgenin Geç Bizans Dönemine ilişkin çok az kanıt vardır. Sadece birkaç yerleşimde (Dedetepe, Priapos, Ruzgarlıtepe ve Tavuktepe) Osmanlı Dönemine ait keramikler bulunmuştur.
Radar ve/veya manyetometrik araştırmalar, çalışma boyunca sekiz farklı yerleşimde gerçekleştirilmiştir. Çeşmealtı yakınında yer alan Rüzgarlıtepe 1 ve 2’de elde edilen sonuçlar, MÖ 6. yüzyıldan 4. yüzyıl başına uzanan büyük bir yapı topluluğunun varlığına işaret etmektedir. Geçen yıl iki mermer lahit (Polyxena lahti ile MÖ 450 civarında gömülmüş olan sekiz yaşında bir kız çocuğa ait lahit) bulunmuş olan Kızöldün tümülüsündeki krepis duvarı radargramda açıkça görülmektedir. Priapos’ta, kalenin doğu tarafında üç büyük teras duvarı bulunmuştur; bunların bazıları 200 m uzunluktadır. Manyetogramda görülen temel boyutlarına bakılarak, bunun birbirine bitişik duvar dizileriyle mahallelere ayrılmış olan bir konut bölgesi olduğu düşünülmüştür.
Biga Çayı yatağı ile çevrenin peyzajının Granikos Savaşı gerçekleştiği zamanki durumunu belirlemeye yönelik olarak yapılan jeolojik araştırmalar, daha önce yapılan rekonstrüksiyon önerilerinin hatalı olması gerektiğini ortaya koymuştur; savaşın nerede yapıldığına dair daha önce kabul edilmiş olan görüşlerin de muhtemelen gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Bu yıl sadece üç yazıt bulunmuştur. İlki üzerinde Latince iki yazıtın bulunduğu mermer bir mesafe taşıdır; erken tarihli olan bu taş, Valerian’ın hakimiyet dönemine (MS 253-260) aittir ve Gümüşçay’daki bir köy evinde bulunmuştur. Diğer ikisi ise MS 1. ya da 2. yüzyıla ve MÖ 3. yüzyıla tarihlenen mezar taşlarıdır.
2004
İlk defa olarak tümülüslerin yeri harita üzerinde belirlenmiş; 2004’te ise yağmalanmış ve sağlam durumdaki mezarları tespit etmek üzere topoğrafik bir plan hazırlanmıştır. Tunç Çağından günümüze kadar uzanan yayınlar diakronik olarak incelendiğinde pek çok yerleşimden bahsedildiği, ancak günümüzde bunların hiçbirinin mevcut olmadığı ve alanda sadece mezarlar bulunduğu anlaşılmıştır. Tümülüsler suyun kenarındaki yüksek tepelerde inşa edilmiş, bu da mezarların kolayca yağmalanmasına neden olmuştur. Birçok mezar on yıl öncesi gibi yakın tarihlerde yağmalanmıştır.Bölge MÖ 7. yüzyıldan 6. yüzyıl ortasına kadar, geniş araziler içindeki mezar tümülüslerinden oluşmaktaydı. Daha sonra Klasik Dönemde nüfus şehirlerde toplanmış ve Geç Roma Dönemine kadar da kırsal bölgeye geri dönülmemiştir. Bölgede Geç Klasik ve Geç Roma dönemleri arasına tarihlenen hiçbir çanak-çömlek bulunmamış ve hiçbir kent tespit edilmemiştir. Geç Arkaik ve Klasik Dönem aristokrasisi Daskyleion ile ilişkilidir.
Tümülüslerden birinde, Geç Arkaik/Erken Klasik Döneme ait olan bir lahit bulunmuştur; bu, Anadolu’da bulunmuş figüratif bezemeli en erken taş lahittir. Lahit pişmiş toprak kiremitlerle örtülüdür ve mezar odası yoktur. Lahiti buraya getiren at arabasına ait iki tekerlek ile boyunduruk ve koşum takımı da bulunmuştur. Kabartmalarda, Akhilleus’un oğlu Neoptolemos’un, Polyksena’yı öldürüşü resmedilmiştir. Cesedi askerler tarafından taşınmakta ve Troyalı kadınlar yas tutmaktadır. Hekabe bir ağacın altında çömelmiştir; yaşı, göz çevresine oyulmuş çizgilerle gösterilmiştir ki, bu Geç Arkaik Dönem kabartmalarında alışılmış bir unsur değildir. Bunun bir kadın mezarı olması beklense de, içindeki ceset 40 yaşlarında bir erkeğe aittir. Yanındaki daha geç tarihli bir lahitte 8-9 yaşlarında bir çocuğun cesedi vardır. Yağmacılar buna dokunmamıştır; elinde, bir ziyafete gitmek üzereymiş gibi, gümüş bir kepçe ile bir phiale tutmaktadır. Cesetle birlikte sekiz altın küpe ile iki kolye bulunmuştur; küpelerin yıpranmış görünüşü aile yadigarı olduklarını düşündürmektedir.
Dedetepe’de, 1999’da yağmalanmış olan 65 m çapında bir tümülüs bulunmaktadır. Buradaki çanak-çömlekler MÖ 480-460’a tarihlenmektedir. Tabutu yakma töreninden kalan yanmış odun parçaları, törenin bir parçası olarak kapının önüne bırakılmıştır. İçeride, canlı renklerde boyanmış iki kline ile muhtemelen Marmara mermerinden lahitler bulunmaktadır. Klinelerin önünde, bir şölen için konmuş gibi duran ahşap masalar vardır; bu düzenleme, Pers kabartmalarına göre MÖ 5. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenmektedir. Ayrıca fildişinden müzik enstrümanı parçaları da vardır ve bu da bir şöleni çağrıştırmaktadır.