Last updated: 2009-05-29

Central Lydia Archaeological Survey

The Central Lydia Archaeological Survey (CLAS) led by Christopher H. Roosevelt of Boston University aims to record accurately the locations of sites in an area of central Lydia surrounding the Gygaean Lake (Marmara Gölü) and plans to investigate long-term patterns of cultural activity in the area and reconstruct past environmental conditions.

2007

Several 2nd millennium BC sites have now been identified in the areas around the lake. They range from small to large and some are clearly fortified. In the Lydian period some of these sites were abandoned and, although others continued to be occupied, none was of a size comparable to Sardis.

Kaymakçı Tepe is a large Middle and Late Bronze Age site. Over 1 km in length (northeast-southwest) it covers 25-30 hectares with an 8.6 hectare fortified citadel. The TOPCON system was used to record the site, focusing on the fortified area and digital topography was used to make scaled models on computer. A 20 x 20 m grid was laid out and a 25% sample collected. The central section of the citadel contains cellular buildings. The citadel gates and walls were identified, as well as the lower wall of the settlement. The citadel was terraced. The citadel area is similar in size to that of Troy VI and contemporary with it. Kaymakçı is one of the largest MB-LB settlements in the west. Although not as large as Hattusha, it was probably a royal centre and may have been in the Seha River Land, which became a Hittite vassal state.

2005

The 2005 season was intended as a preliminary to more intensive survey in future years. It focused on the 72 square kilometre region known as Bin Tepe, or "Thousand Mounds", comprising parts of the districts of Ahmetli, Gölmarmara and Salihli in the province of Manisa. Bin Tepe is located just south of the Gygaean Lake and is commonly thought to be the royal burial ground for the ancient Lydian capital of Sardis, ca 10 km to the south.

Bin Tepe is an open landscape of agricultural fields on a limestone ridge; visibility is good and many sites can be located easily by sight. All remains indicating past cultural activity were recorded using hand-held Global Positioning System (GPS) receivers and digital photographs; many of these points of interest are deserving of more intensive survey in future years.

During the course of the survey 286 fields were surveyed, covering approximately 14 hectares. Forty-six points of interest were identified, including at least fourteen settlements and three possible settlements, fourteen grave/cemetery areas with rock-cut, cist or sarcophagus graves and one bridge. The settlements appear to be fairly evenly distributed throughout the landscape, from the Gygaean Lake south to the Hermos River, and they range in date from at least Early Bronze Age to Ottoman. The number of grave/cemetery areas is remarkable, showing that the area of Bin Tepe was used not only for tumulus burials, but also for less grand burials probably associated with nearby settlements.

During the course of the survey, 116 tumuli were documented. Three previously explored and published tumuli (BT66.3, Kendirlik M2 and Canbaz Tepe) were not found. The latter two have probably been reburied but BT66.3 appears to have been destroyed completely. Thus there were at least 119 tumuli in Bin Tepe. Of these, the burial complexes of nineteen were known from previous investigations, including the tumulus of Alyattes (Kocamutaf Tepe). The burials of seven other tumuli were explored and documented for the first time in 2005. In addition, the 2005 survey revealed two tumuli with associated non-chamber-related architecture to add to the three previously documented.

A final, distressing result of the 2005 survey relates to the looting and destruction of tumuli in Bin Tepe. Only seven of the 119 tumuli seemed relatively undisturbed. All other tumuli showed some degree of illicit excavation, ranging from shallow pits to bulldozer trenches that have removed more than half the mound and destroyed the chamber. Agricultural activities have also taken a toll on the archaeological materials. Although more gradual than active looting, ploughing is gradually erasing many monuments from the landscape.

Website

The project website is at http://people.bu.edu/chr/CLAS/Home.html

İç Lidya Arkeolojik Yüzey Araştırması

Boston Üniversitesi’nden Christopher H. Roosevelt tarafından yürütülen İç Lidya Arkeolojik Yüzey Araştırması’nın (CLAS) hedefi, İç Lidya’da, Marmara Gölü çevresindeki yerleşimlerin konumlarının kesin olarak belgelenmesi ve bölgedeki kültürel faaliyetlerin uzun vadedeki seyrinin belirlenerek geçmiş çevresel koşulların saptanmasıdır.

2007

Şimdiye kadar gölün çevresindeki bölgede, MÖ 2. binyıla tarihlenen bazı yerleşimler tespit edilmiştir. Bunlar küçükten büyüğe çeşitlilik göstermekte ve en azından bazılarının surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Lidya Döneminde bu yerleşimlerden bir kısmının terk edildiği, iskan edilmeye devam edilenlerin hiçbirinin ise Sardis ile karşılaştırılabilecek boyutta olmadığı açıktır.

Kaymakçı Tepe bir Orta ve Geç Tunç Çağı kentidir. 1 kilometreden fazla uzunlukta olup (kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda)  25 - 30 hektarlık bir alanı kaplamaktadır; surlarla çevrili kale kısmı 8.6 hektarlık bir alana sahiptir. Yerleşimi belgelemek üzere TOPCON sisteminden yararlanılmış ve tahkim edilmiş alan üzerinde yoğunlaşılmıştır. Ayrıca bilgisayar üzerinde ölçekli modeller oluşturmak amacıyla sayısal topoğrafyadan yararlanılmıştır. 20 x 20 metrelik bir grid oluşturulmuş ve buluntuların %25’i toplanmıştır. Kalenin orta kısmında hücresel planlı yapılar yer almaktadır. Kale kapıları ve duvarları ile yerleşimin aşağı surları da tespit edilebilmiştir. Kale teraslar üzerine inşa edilmiştir; ayrıca Troy VI ile hem çağdaş, hem de benzer alana sahiptir. Kaymakçı, batıdaki en büyük Orta Tunç - Geç Tunç Çağı yerleşimlerinden biridir. Hattuşa kadar büyük olmasa da, bir krallık merkezi olması ve sonradan Hitit uyruğuna giren Seha Nehri Ülkesi’ne dahil olması mümkündür.

2005

2005 sezonu, gelecek yıllardaki kapsamlı çalışmalar için bir ön hazırlık olarak düşünülmüştür. Çalışmada, Bin Tepe olarak bilinen ve Manisa iline bağlı Ahmetli, Gölmarmara ve Salihli ilçelerinin bir kısmını kapsayan 72 kilometre karelik alan üzerinde yoğunlaşılmıştır. Bin Tepe Marmara Gölü’nün hemen güneyindedir ve yaklaşık 10 km daha güneyde yer alan Lidya’nın başkenti Sardis’e ait kraliyet mezarlığının burada olduğu sanılmaktadır.

Bin Tepe, bir kireçtaşı sırtı üzerinde yer alan tarım alanlarından oluşur; görüş alanı açıktır ve birçok yerleşim buradan rahatlıkla seçilebilmektedir. Geçmişteki kültürel faaliyetlere ilişkin tüm kalıntılar, elde taşınabilir Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) ve sayısal fotoğraflar ile belgelenmiştir; bunların çoğu gelecek yıllarda daha kapsamlı araştırmalar yapılmasını gerektirmektedir.

Yüzey araştırması boyunca, yaklaşık 14 hektarlık bir alanı kapsayan 286 bölge incelenmiş ve kırk altı araştırma alanı belirlenmiştir. Bunlar arasında en azından on dört adet yerleşim yeri ile 3 adet yerleşim yeri olması muhtemel alan; kayaya oyulmuş mezarlar, taş sanduka mezarlar ve lahitler içeren on dört adet mezar/mezarlık alanı; ve bir köprü bulunmaktadır. Yerleşim yerlerinin, Marmara Gölü’nden güneye, Gediz Nehri’ne kadar tüm alana düzgün olarak dağıldığı ve tarihsel açıdan İlk Tunç Çağından Osmanlı Dönemine dek uzandığı görülmektedir. Mezar/mezarlık alanlarının sayısı dikkat çekici olup, Bin Tepe bölgesinin sadece tümülüs mezarları için değil, muhtemelen komşu yerleşimlerle ilişkili daha az görkemli mezarlar için de kullanıldığına işaret etmektedir.

Yüzey araştırması süresince toplam 116 tümülüs kaydedilmiştir. Daha önce keşfedilmiş ve yayımlanmış olan üç tümülüs (BT66.3, Kendirlik M2 ve Canbaz Tepe) ise bulunamamıştır. Bunlardan son ikisi yeniden toprak altında kalmış olmalıdır; ancak BT66.3’ün tamamen tahrip edildiği sanılmaktadır. Yani Bin Tepe’de en azından 119 tümülüs bulunduğu tespit edilmiştir. Bunlardan on dokuz adet toplu mezar, daha önceki araştırmalardan bilinmektedir; Alyattes tümülüsü de (Kocamutaf Tepe) bunların arasındadır. Yedi tümülüse ait mezarlar da 2005 yılında ilk kez araştırılmış ve belgelenmiştir. 2005 yüzey araştırmasında ayrıca, daha önce belgelenmiş olan üçüne ek olarak, mezar odası olarak düşünülemeyecek birtakım mimari kalıntılarla ilişkili olan iki tümülüs daha ortaya çıkarılmıştır.

2005 yüzey araştırmasının son ve üzücü bir sonucu da Bin Tepe’deki tümülüslerin yağmalanmasına ve tahrip edilmesine ilişkindir. 119 tümülüsten sadece yedisi nispeten dokunulmamış gibi gözükmektedir. Diğer tüm tümülüslerde çeşitli derecelerde kaçak kazı yapıldığı anlaşılmaktadır; bunlar sığ oyuklardan, höyüğün yarısından fazlasını ortadan kaldıran ve mezar odasını tahrip eden buldozerle açılmış çukurlara kadar uzanmaktadır. Tarım faaliyetleri de arkeolojik malzemenin tahribinde rol oynamıştır. Bunların yağmalamaya oranla daha masum olduğu düşünülebilirse de, tarla sürmenin birçok anıtı aşamalı olarak yok ettiği unutulmamalıdır.

Web sitesi

Projeye ilişkin internet sitesi http://people.bu.edu/chr/CLAS/Home.html adresinde yer almaktadır.